Alfrenzo dan aforizmalar

aşkın sınırını mezhebin boyutuyla ilişkilendirmek
bekaretini aşkla bozmuyanın ölçü birimidir

Ne güzel şey ölmek...

Çocukken ölmek ne güzel Bilirmisin? Medeniyetin simgesi gelişmişliğin göstergesi Barut gazının itici gücüne teslim olmak Ebatı bile bilmediğim şeye Daha sayı saymayı bile öğrenmeden Ne güzel şey ölmek … Ne güzel renkleri sınırları bilmemek Yönleri öğrenmemek Siyah beyaz batı doğu demeden diyemeden ölmek Kim olduğunu bilmeden ölmek Daha neydüğü belirsiz bir dili konuşamadan ölmek Daha kulağıma yeni ilişen aşk nedir diyemeden Bir kıza dokunmadan ölmek Ne güzel şey ölmek… Ekmek kavgası denilen derde düşmeden Bir godomanın altında ömür süremeden Bir godoman olmadan ölmek Şunu da yap diyene Hasiktir diyemeden Ne güzel şey ölmek… sıradan bir insan olamadan sıradanlık içinde can vermeden düşünmeyi bile beceremeden ben çıkış kapısı bulurum diyemeden ne güzel şey ölmek... Hak nedir adalet nedir derdine düşmeden Ellimi kaldırıp hayır diyemeden Daha bilmediğim bir sloganı atmadan Atamadan ve fişlenmeden Ne güzel şey ölmek … Babam gibi olmadan Göğsünü kabartıpta o işaret parmağı ile beni göstermeden Gözündeki mutluluğu görmeden Otur şu köşeye sıra bende diyemeden Ne güzel şey ölmek… Daha uzun bir yolla çıkamadan Başka bir dili yarım yamalakta olsa öğrenmeden Bu da bize benzemiyor diyemeden Yurdumu özlemden Anneme özlem duymadan Gizlice bir köşede ağlamadan Ne güzel şey ölmek Yaşamın ne anlama geldiğini bilmeden Sıkıldım her şey tek düze diyemeden Gitmek istiyorum diyemeden Gidemeden Ne güzel şey ölmek … Ne güzel şey çocukken ölmek …

olur mu olur

e olur bazen
hiç tanımadığın bir yüzün
usulca sana sokulması
laftan öteye geçmez ya
en büyük yalanları sana sıralaması

e olur bazen
onca yılık yüzün bir yabancı sanılması
buda kim dercesine katı bakışlar
ufaktan ufağa adımlar
geriye kaçışlar

e olur bazen
aşkı bir kılıfa sokmak
bir kapının önünde ömürlük çınar olmak
hataydı deyip
aynı hatayı yapacağını bilebile yaşamak

e olur bazen
umudun yer yüzünden kaçışı
mutluluğun adını bir türlü koyamamak
kuytularda yol alıp
vicdanını satılığa çıkarmak

yaşam

üşüyor karanlıklar üşüyor gözlerim
ellerim rutubetli odaların ceplerinde
muebbetlik yaşamlarla aynı yerde
biri bana yaşadığımı hissettirmeli

şeytani bedenler insani şekiler
toprak kokusu sinmiş üstlerine

gök kubbenin kapısı açık kamış
cennet orada olmalı...

sözcükleri ellerinden alınmış
f tipi hayatlar, özgürlük masaları
aynı hücrede bir gaip yaratıklar
bitkisel bir hayat, yalnızlık bu ola
benim burada ne işim var...

''gençliğime mektuptan'' pişmanım felsefe

...benden habersiz olan bilmese ne olur benim bildiğimi.kısa cümlelerle alimlik etmek lakırdılarla dolu bir yerde sükunetin bir bilginlik olduğunu kendime tembihlemek nasılda acınası yapmış beni.kim olduğumu nerden gelip nereye gidicem bilmeceleri üstüne kafa yormak aslında ahmak eylemiş beni ve ütopyalara dayalı bir varoluş çözümlemesi farklıklar içinde barındırmadan bağnaz eylemiş her birimizi.ama umutluyum demek rüşdünü ispat edememiş bir aklın savunmasından başka bir şey olamamış.kim olduğumu anlayana dek benim isteğim dışında geçen sürenin hesabını kim verecek diye sormak yazgı denen hücrenin içine müebbetlik girmeme sebebiyet vermekte nedense.ve bir eğitim hürriyeti ile yazgı bozucusu olmaya karar vermek kendilik rüşdünü ispat edemeden yanılgılar dünyasının içine hapsolmama neden oldu.mutluyum diyemiyorum kedime ve 5 yılın sonunda evet doğrusunu yapmışım eğer döngüsel bir ruh göçü olmuş olsaydı yine aynısını yapardım zırvalamaları bir türlü geçmiyor aklımdan.aksine ne kadar cüretkar davranmışım ömrümden ve ne kadar yanılmışım ve ne kadar inanmışım onların dediklerine.kendimi alaşağı eden tebessümler uçuşuyor yüzümde akla inat ve onlarla aynı olmamanın verdiği bir garip huzur var içimde.dilimde pişmanım felsefe...

efkarı figan

kefalettimim bedeli idam olmalı
yorgun düşmüş bir ruhta
gizlice acığa alınmalı
sözlerimden dolayı

fikri zirk etmek
sana aşk sayılmalı
uzaklaşmalı benden sen gibiler
kefalletimin bedeli idam olmalı

lakırtılar arasında dolmalı sokaklar
biryelerde birleri aşık olmalı
en masum sözler sevap sayılmalı
kefaletimin bedeli idam olmalı
...

efkarı figan

dün mü yoksa ondan önceki gün mü bilmem
her şey aynıydı
sokaklar ayı
güneş aynı
akşam aynı
yıldızlar aynı
ve aynı kadınlar
aşk bunlara hitaben var olmuş demek
bir deli deyişinden farksızdı
ama kutsu amber gibi olanın orada işini neydi
bir yabancı olsa gerek
ben gibiydi
insanların doyumsuz hazları uğruna
kafese atılmış biri
emsali yoksun bir peri kuşu
ben gibiydi kafesten yana
yalanda olsa tebessümler oynaşırdı yüzünde
kendinden feragatlarla eyvallah çekmekteydi herkese
ama bedenine uzaktaydı gözleri
kaçmaktaydı gözleri her şeyden yana
bu olmalıydı maşukun derdi
aşkı dert eylemiş kişinin derdi